Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler : 0
Çevrimiçi ziyaretçiler : 16
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Çağdaş Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
Bahattin AKAY
 
«« Geri dön
 

 

BAHATTİN AKAY
(1925, Erzurum)

1953'te GEE Resim-İş Bölümü bitirdi. Ankara Devlet Mimarlık Akademisi'nde, 1973-1979 yılları arasında, uzman olarak görev yaptı. 1973-1977 arasında, GEE Resim-İş Bölümünde öğretmenlik, onu izleyen yıllarda, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde başyardımcılık yaptı. 1981'de emekli oldu.

İlk kişisel resim sergisini 1955'te, Trabzon'da sonraki sergilerini Ankara'da düzenledi. 1959-1985 yılları arasında düzenlenen Devlet-Resim-Heykel Sergilerinde 14 kez mansiyon kazandı. Resim Sanatı (1975) adlı bir kitabin da yazarıdır.

Peyzaj konusu çevresinde yoğunlaşan çalışmaları, Orta Anadolu doğasını ve yaşamını yansıtmaya yönelik olup, pastel renklerin açık-koyu dengesi içinde uyumlandırıldığı dingin bir atmosferin görünümlerini konu alır.

 

*  *   *

 

''SESSİZ BİR ŞİİRDİR RESİM''
SESSİZ BİR RESSAM BAHATTİN AKAY

 

Prof. Hasan Pekmezci


70'li yılların başında Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açtığım ilk kişisel sergim daha önceden adlarını, resimlerini bildiğim pek çok sanatçımızı ve sanat insanımızı daha yakından, daha iyi tanımama zemin hazırladı. Hatta daha çok tanımam için beni koşullandırdı, diyebilirim. Taşrada, Arifiye Öğretmen Okulu'nda öğretmen bir gence destek için sergimin açılışına gelenler, çok ürkek, çekingen genç bir resim tutkunu olarak beni yüreklendirenler, ayrı ayrı unutmadığım insanlar olmuştur bunca yıl. Galeri Müdürü Osman Zeki Oral, resimlerimin asılması dahil sergimin her aşamasında destekleri ve önerileriyle yanımdan ayrılmayan Turan Erol, Nevzat Akoral, Adnan Turani hocalarım, ince eleştirileri ve yönlendirmeleriyle Şefik Bursalı, Eşref Üren, Nüzhet İslimyeli büyüklerimiz.


Yine bu sergide tanıdığımız Arif Kaptan,Cemal Bingöl, Bahattin Akay, Mehmet Yücetürk, Ömer Hatipoğlu, Hikmet Duruer, Lütfü Günay, Orhan Çetinkaya, Leman Tantuğ, Naciye İzbul.


*
Aradan birkaç yıl geçti. Zorunlu atama ile Çankırı Ortaokulu öğretmenliğine gönderildik eşimle. Milli Eğitim'de, Valilik nezdinde sürgün gelmiş, siyasi nedenlerle sicili bozuk, kuşku ile bakılan iki öğretmen olarak. Bütün engellemelere rağmen Öğretmen Okulları'ndaki aktifliğimizi sürdürme çabası ile yurt içinde ve yurt dışında çocuk resimleri yarışmalarını izlemeye, buralara eser göndermeye başladık. Buralardan çok sayıda ödül kazanınca velilerin, ve özellikle vali yardımcısının dikkatini çektik. Vali yardımcısının desteğiyle kısa sürede ''Çocukların gözü ile Çankırı'' adlı bir sergi ve yarışma düzenledik. Bu etkinliğin jürisi için Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı görevi ile Bahattin Akay geldi etkinliğimize. Benim sergiden, Arifiye'deki başarılarımızdan söz etti, hemen oradaki valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerine. Bizi sürgün eden bir iktidarın yetkili bir bürokratının övgüleri çok olumlu etki yarattı özellikle Valilik karşısında. Bunun etkisi ve vali yardımcısının ve Bahattin Akay Beyin ilgileri ile bu kez sergi Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açıldı. Ankara'da ilgi ile gezilen ''ortaokul öğrencilerinin gözü ile Çankırı resimleri sergisi''.


Bu sergi sırasında birkaç kez geldi, galeriye Bahattin Akay Bey. Osman Zeki Oral Beyin odasındaki sohbetlerde sessiz, sakin, çok konuşmayan, laf ebeliği yapmayan, alabildiğine kibar bir eğitimci-ressam, tevazu denen insani tavrın nadir temsilcilerinden biri olarak yer etti anılarımızda ve duygu dünyamızda.
Sonra Ankara'da Gazi Eğitim'de öğretmenlik yıllarımız başladı, daha çok sergi etkinlikleri, çocuk resimleri yarışmaları, sergi açılışlarında birlikte olma fırsatı. Her karşılaşmamızda belli belirsiz bir ses tonu ile ''Hasan Beyciğim, Şükran Hanımcığım'' diye başlardı söze. Hepimizin yetiştiği Gazi gibi bir kurumda öğretmen olmayı çok önemseyen, bu nedenle de sevgi ve saygı ile davranan çok duyarlı bir insan modeli.

 

Resimleri de kendisi gibi belli ilkeleri içinde duyarlığı ön plana alan, abartıdan, gösterişten, teknik oyunlardan, çok bilmişlikten uzak, içten bir doğa betimlemesidir: Anadolu doğası, kırsal kesim yaşamı, görsel notları kareleri. Modleden çok, iki boyutluluğu ve grafiksel düzlemlerle, pastel renklerle ifadeyi önemseyen resim anlayışı. Kişisel tavrı gibi, ses tonu, hitap şekli, sevecen bakışı gibi.

Bahattin Akay, Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu.


Bu tevazu, bu çekingen, kendini ağıra satmayan kişisel ve sanatsal tavırlar sanat alanında, sanat camiasında ne derecede geçerli, ne derecede kayda ve saygıya değer soruları tam Bahattin Akay için sorulacak şeyler. Unutkanlığı, bellek siliciliği çok yüksek olan böyle bir toplumda ''acaba'' soruları ister istemez akla gelmektedir. ''Bahattin Akay'' ismini sanat eğitimi kurumlarımızda kaç eğitimci gündeme getirmekte; kaç öğrenci böyle bir isimden, böyle bir sanat insanının varlığından, resimlerinden haberdar? Bu bir yana sanat camiası böyle bir sanatçının, eserlerinden, yaşam öyküsünden, sanat eğitimine, sanat hayatımıza katkısından söz ederek anma, yad etme fırsatı yaratabildi mi?


Belki ''siz ne yaptınız'' denebilir. Benim bütün öğrencilerime anlattığım sanat insanlarından biridir, Bahattin Akay. Resim ve Heykel Müzesi'nde yaptığımız açıklamalı grup gezilerinde özellikle üzerine durduğum, resimlerini incelediğim insanlardan.


Daha fazlası mutlaka yapılmalıdır. Resimleriyle bir sergi düzenlenmeli, ziyaret edilmeli, unutkanlık denen hastalığa karşı unutturmama direnci gösterilmelidir.


Kimdir bu değerli sanat insanı, sanat eğitimcisi:


Bahattin Akay Erzurum'da 1925'te doğdu. Bir Cumhuriyet kurumu olan Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'nde eğitim gördü ve 1953'te Eğitimcilik yaşamı başladı. Üreten eğitimci kimliği ile ilk kişisel sergisini 1955'te açtı.


Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi'nde, Gazi Eğitim Enstitüsü'nde, eğitimci ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde Başyardımcı olarak görev yaptı.


1975'te ''Resim Sanatı'' kitabını yayınladı.
Yazan, çizen, eğiten sanat insanı tipi benim çok değer verdiğim bir sorumluluk örneğidir. Düşünce üretmek ve bunu yazıyla, makale ile, kitapla toplumsal kültüre dahil etmek. Bu çaba dört-duvar arası eğitimcilik yerine tüm eğitim insanlarına örnek olmalıdır.


Başta uzun yıllar görev yaptığı Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve BRHD olmak üzere galerilerimizin ve sanat insanlarımızın ilgisine sunuyorum.


Vefa duygusu bir gün herkese varlığını ve yokluğunu mutlaka hissettirecektir.