Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler :
Çevrimiçi ziyaretçiler :
» Görsel Sanatçılar Ansiklopedisi » Çağdaş Türk Sanatçıları » Sanatçı Detayı  
Google Sitede
ÜNLÜ TÜRK SANATÇILARI
GÜNÜMÜZ TÜRK SANATÇILARI
ÜNLÜ YABANCI SANATÇILAR
SANATÇI
Gülveli KAYA
 
«« Geri dön
 

GÜLVELİ KAYA
(1977, Yozgat)

Gülveli Kaya, 1977’de Yozgat’ta doğdu. 1995 yılında Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü ve 1999 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. 2000 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Ana Sanat Dalı’nda Yüksek Lisans programına başladı. Aynı yıl Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2001 yılında Londra’da Nescot Collage’in yaz akademisini tamamladı. İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya ve ABD’de (New York) çeşitli müze ve özel galerilerde incelemelerde bulundu. 2003 yılında “Türk Resim Sanatında Atatürk Portrelerinin Plastik Açıdan analizleri” başlıklı araştırması ile Yüksek Lisans programını tamamladı. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nde sanatta yeterlik programına başladı ve 2006 Yılında Sanatta Yeterlik/Doktora çalışmasını tamamladı. Aynı yıl Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü’nde Yardımcı Doçentliğe atandı.

1993 yılından bu yana pek çok resim ve proje sergileri düzenledi. 2004 Yılında Moldova ve 2005 Yılında U.S.A. Newyork-Pensilvanya’da davetli sanatçı olarak atölye çalışmalarında bulundu. Sergilerinde ağırlıklı olarak yağlıboya ve akrilik boya tekniklerine ağırlık veren sanatçı, zaman zaman tuval üzerine kullandığı duvar kağıdı dokusu ile portreyi birleştirerek nostaljik bir imgeyi günümüze modernize ederek taşıyor. Duvara yansıyan bir fotoğraf karesini andıran resimlerindeki duygu ve ifade “o an”ı yaşatıyor. Özgün resim çalışmalarıyla Gülveli Kaya, özellikle akademik anlamda başarılı genç ressamlar arsasında yerini aldı.

Sanatçı ilk olarak 1995 yılında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Ankara Temsilciliği’nin düzenlediği ‘Kadınlara Eşitlik: Nüfus Sorunları Çözümünde En Önemli Adım’ konulu poster yarışmasında ikincilik, daha sonra 1996 yılında Anıtkabir Derneği’nce düzenlenen ‘Türk Bağımsızlık Savaşı ve Cumhuriyetimiz’ konulu resim yarışmasında mansiyon, 1997 Dsi- TRT GAP TV işbirliği ile düzenlenen ‘ GAP’ta Su ve Toprak’ konulu resim yarışmasında ikincilik, 2000 yılında TÜYAP Genç Sanatçı Resim Yarışması’nda ‘Yılın Genç Sanatçısı’ ödülü, 2001 yılında Tekel Resim Yarışması’nda ikincilik ve 2003 yılında Talens Resim Yarışması’nda ikincilik ödülleri almıştır.

Gülveli’nin “An” ları

Yaşam içinde belli “an”lar vardır. Bu “an”ları, “an”lık enstantane ile saptar fotoğraf makinası. .. İşte bu anlık izlenimlerin bir mekanda var olması, salt fotoğraf makinası ile saptanması sürecinde bir sürü başka “an”ların varlığı ile bütünleşmesi bir söylem biçimine dönüşebilir. İş yerimizin, evimizin, sokağımızın, meydanlarımızın duvarları yaşam mekanlarımızdır. Bu mekanları bizler biçimlendiririz.Bu mekanlarda daha önce olup bitenler belleğimize kayıtlı olarak uzun zaman hafızalarımızda kalabilir, yada zaman bazı değerlendirmelerle bu saptananları önemine göre silebilir, yada daha uzun bir süreçte kayıtlı tutar.

Gülveli Kaya’nın söylem biçiminde duvarlarda var olan “nostaljik” diyebileceğimiz görüntüler var. Kopuk kopuk parçalarla var olanlar, bizi anımsamaya motive eder. Tanıdığımız yüzler yada tanımadığımız…Sürekli karşılaştığımız bir televizyon ekranında bir sinema yada fotoğraf karesinde anlık görüp geçtiğimiz tanınmış yada tanınmamış yüzler.

Fotorealist bir yaklaşım söz konusu. Bir diğer söylemle, biçimle transfer yada herhangi optik bir araç kullanmaksızın bizzat el ile müdahale sonucu bir oda duvarını simgeleyen duvar kağıdı imajının üstünde beliren yüz yada figür, transparan bir oluşum içeriyor.

Yırtılmış, koparılmış etkisi yaratan, kolajı anımsatan bu söyleme biçmine varış Gülveli için bir erken karar verme olarak ifade edilebilir.

Ama bu genç sanatçı için kesinlikle bir son olarak görülmemelidir, kanımca. Bir söylem biçimi olarak sanata bakışını değerlendirmesi olarak görülmelidir.

Bu onu genç yaşına rağmen özgün olma, özgün kalma çabasıdır. Bu kilometre taşları onun sanatta egemen olacak başka “an” lara, başka söyleme biçimlerine götürecektir.

İçinde gördüğüm inanç, tutku ve gözlerindeki parlaklık bana bunu yetkisini vermektedir.

M.Zahit BÜYÜKİŞLİYEN İstanbul, 2003