Çevrimiçi üyeler    
Çevrimiçi üyeler :
Çevrimiçi ziyaretçiler :
» Söz Sırası Sizde » Mesaj Detayı  
Google Sitede
SİZDEN GELENLER
YENİ MESAJ GÖNDER
 
 
Bünyamin Balamir
27 Ocak 2015 11:49
 

SEVMEK ZAMANI

Bugünü yarına taşımak istedim belki de. Üşüyen kıştan bahara geçişin yaz rüyası gibiydi bugün. Merdivenlerden çıkarken oradaki anılarım çıkıp geliyordu koridor derinliklerinden. Hüzün dolu şarkıların buruk duygularıydı onlar, göz yaşlarını içinde saklayan. O anılar acı veriyordu bana, beni dünyaya getiren canım canımdan koparak gitmişti sonsuzluğa.  Asansörden indim, sordum, gösterdiler  ve odaya girdim. Yatağındaydı, yatıyordu;  göz göze geldiğimizde kısacık bir süre sonra beyniyle baktığını hissettim.  Beni beklemediği bir anda ansızın karşısında görmenin şaşkınlığını da atlatmıştı. Kısa bir süre göz göze konuştuk sessizce.  Ve sonra   “Bünyamin  hoş geldin, Moldova’da  bazı konularda sıkıntılar yaşamıştık değil mi?” diye başladı konuşmaya, tam 16 yıl öncesinin ayrıntılarını anlatıyordu ve ben de eşlik ediyordum kendisine. Görevli geldi, sonra yemek. Bu arada dönüp dışarı bakmaya başlamıştım. Yaşlı gözlerle Ankara’yı izliyordum. 35 yıl önce hastane odamdaki yatağımdan ben yine aynı yerleri görüyordum.  Çankaya, Dikmen tepelerinden Ahlatlı Bel’i görüyordum.  Kar beyazı mavi gri altında uzaktaydı. Dönmedim göz yaşlarım kendisini üzmesin diye, bir süre kaldım dondurulmuş gibi. Döndüm konuşmaya devam ettik. Yıllar önce kendisi için yazdığım yazımdan söz etti. “Ne güzel yazmıştın” dedi. Soyut sanattan, nerede ve ne zaman gerekeceğinden, eğitim içindeki oluşum sürecinden söz etti. Sanki hasta değildi, sanki hastane odasında değildi de atölyedeydi ve ders anlatıyordu sanki. Bir an neden burada diye düşündüm ama hastaydı. Her yanı şiş ve bazı yerleri morarmıştı. Bu insan böyle olamaz, olmamalı sitemi geçti içimden. Ülkemin erdemli, onurlu, saygın, bilge, paylaşımcı, coşkulu, yürekli, kişilikli, bilge ve her zaman yaşından daha genç resimler yapan, geçmişin insanı olsa da çağının da önünde çağdaş olan, ülkesini evrensel bir dünya görüşünün insancıl paylaşımında seven. Bu insan burada ve bu şekilde olmamalı diye düşüncelerim bir yerlere sitem olarak gidiyordu. Konuşuyorduk, hastane odasında değil de sanki başka yerde gibiydik. Bir süre geçti.

Anılar yokuşunda zaman durmuş gibiydi. Pencereden gök yüzüne baktım, bina yığınlarına baktım, yakında görünen spor sahasına baktım. Değişen yapı anlayışlarında çok uzun binaların gök yüzüne uzanışını izliyordum. Ankara değişiyordu, dünya değişiyordu, insanlar değişiyordu. Gelen gideni aratarak değişiyordu her şey. Konuşuyorduk. “Bünyamin konuştukça kalbim zorlanmaya başladı, biliyorsun yarın sergim açılacak ama ben olamayacağım, herkese selam söyle ve istersen sen de git artık” dedi sevgili, değerli hocamız Kayıhan Keskinok.  Cumhuriyet çınarı Kayıhan Keskinok.

Yürüyerek Kızılay’a gidiyordum, içimde duygular dünyanın en insancıl boyutlarında dolaşıyordu. İnce ince yağmur yağıyordu. İnsanları izliyordum, çığlık çığlığa giden-gelen ambulanslara bakıyordum. Kimleri taşıyorlardı. Hangi ırk, din mezhep ve ideolojiden olursa olsun doğum ve ölüm gerçeğinde insanlar eşit değil miydi? O ambulans ve hastanelerde aynı şekilde yer almıyorlar mıydı? Kim kalıyordu bu dünyada, kim kimin hayatını karartmak için çalışıyordu, bu hakkı ona kim veriyordu? Neden, neden sevgisizliklerde acılar büyütülüyordu. Neden? İçimdeki duygular hayatın sevgi ve iyilik güzelliklerinde dolaşıyordu. Geri dönüp baktığımda hastane uzakta kalmıştı. Gözümle değil ama yüreğimle Kayıhan Keskinok hocamızı görüyordum. Aslında içimde götürüyordum kendisini orada bırakmaya gönlüm razı değildi. Sevmek ne güzel ve bütün zamanlar sevmek zamanı olmalı diye düşünürken, olamadığını da sorguluyordum. Kayıhan Keskinok hocamızın 92 yıllık zamanı hep sevmek zamanıydı. Parktaydım. Güvercinler kur yapıyorlardı yemlerini yerken. Onlar için de sevmek zamanıydı. Rüyalarda, hayallerde bile güzel değil miydi sevmek ve sevmek zamanı…

Bünyamin BALAMİR                                                                                                                                                                                                    25 Ocak 2015



« Mesaj listesine geri dön